RSS | Arşiv | Rastgele | E-mail

Vizyonumuz/Misyonumuz

Normaldiya stratejik ve jeopolitik açıdan büyük önem taşıyan bir konuma sahip, oligarşiyi Birkaç İyi Adam anlayışıyla birleştirmiş totaliter ve babacan bir ülkedir. Kuzeyde Vermidon Nehri'nin, güneyde ise Evribâdi Dağları'nın sınırlarını oluşturduğu ülkemizi ziyaret etmek isteyen turistler gişede ücreti ödeyip içerideki aktivitelerden limitsiz faydalanabilirler.
Bayram günleri açığız ama surat yapıyoruz.

Kabine Üyeleri

DeviantArt Sayfası
50+ Kişilik DEV Facebook Grubumuz
Alelade Hadiseler Kumpanyası
Musmusland
93 Numara


10.10.2009
Tek hayaliniz doktor olmak mı? Değilse de doktorluğu düşünür müydünüz? Kadavra kesmede amatörlükten profesyonelliğe mi geçmek istiyorsunuz? Doktor dizisi izlediğinizde, “Bunu ben de yaparım!” mı diyorsunuz? Yeterince zenginseniz, şimdi hayallerinizin gerçekleşmesi mümkün! Cankurt Üniversitesi, Cicigrad’da bilimin tüm imkânlarını kullanarak kurduğu kampüsünde beyaz önlüğe girmeniz için size neşteri uzatıyor! Ek kontenjan için başvurularınızı bekliyoruz..!

N.C. Cankurt Üni. Rektörü Prof. Dr. Faruk Mengüç

Tek hayaliniz doktor olmak mı? Değilse de doktorluğu düşünür müydünüz? Kadavra kesmede amatörlükten profesyonelliğe mi geçmek istiyorsunuz? Doktor dizisi izlediğinizde, “Bunu ben de yaparım!” mı diyorsunuz? Yeterince zenginseniz, şimdi hayallerinizin gerçekleşmesi mümkün! Cankurt Üniversitesi, Cicigrad’da bilimin tüm imkânlarını kullanarak kurduğu kampüsünde beyaz önlüğe girmeniz için size neşteri uzatıyor! Ek kontenjan için başvurularınızı bekliyoruz..!

N.C. Cankurt Üni. Rektörü Prof. Dr. Faruk Mengüç
9.10.2009

NORMALDİYA MEĞER 5 YAŞINA GİRMİŞ

Bir utanç anı: Varlığını bizim kadar kutlayan başka bir ülke var mıdır acaba, yine de bir şekilde 5 yaşına girdiğimizi unutmuşuz. Güçlü Hıncal, güçlü Normaldiya! Yeni yaşımız ve görüntümüz kutlu olsun!

Bugün 11:40

NASA'NIN HAİN PLANINI NORMALDİYA ORTAYA ÇIKARDI..!

Hain Amerika’nın Türk köyünü vurma hainliği

Emperyalist güçler durmuyor; şimdi de Ay’da su varlığına yönelik araştırmalar çerçevesinde ABD’nin uzay ajansı NASA, gezegenimizin tek uydusunu roketle vurmaya hazırlanıyor. NASA’nın, yani dünyayı yöneten dış mihrakların en büyük silahının verdiği basın bildirgesine göre, fırlatılacak olan uzay aracı NASA’nın belirlediği koordinatlara göndereceği füzeyle ayda su bulunup bulunmadığını saptayacak. Ekibimiz, bu koordinatların bulunduğu yere bizzat giderek örtbas edilmeye çalışılan büyük bir skandalı, bir insanlık ayıbını ortaya çıkardı.

EL ELE VERİP AY’I CENNET YAPABİLECEKKEN

NASA’nın gönülsüzce verdiği koordinatları arşınlayan ekibimiz, Ay’ın incisi sayılabilecek güzellikte bir Türk köyüne indiğinde gözlerine inanamadı. İlettiğimiz acı haber, Ay’ın zor şartlarında yaşama sıkı sıkı sarılmaya çalışan ve yıllardır Aylı ya da Türk ayırt etmeden barış içinde yaşayan Kuyulu sakinlerini üzüntüye boğdu. Yerçekimin dünyanın 1/6’sı olduğu köyde atmosfere ulaşmak için bazen her gün yayan 384.000 km yürüyen köylüler, alıştıkları hayatın süper güçlerce böylece ellerinden alınmasına şaşkın. Köyün en eski sakinlerinden, muhtarlık da yapmış olan ihtiyar heyeti üyesi Zülifkar dede yanımıza zıplayarak geliyor - o da konuştuğumuzda şaşkınlığını gizleyemeyenlerden. “En eskimiz buraya Kore harbinden sonra ilk kolonilerle geldi,” diyor. “Kimimiz Solaris’e, kimimiz de başka güneş sistemine yollandık. Psikolojimiz şaştı, atmosfer yokluğuyla, hafıza kaybıyla, SAD sendromuyla sınandık; ama alıştık ya, yalan değil. Karımı, kardeşimi köy mezarlığına defnettim. Buradan iki gelin aldım; dört torunum köyün ilkokulunda eğitim görüyor. Şimdi ne çare, gideriz elbet; ama soruyorum, ne yaptık biz fildişi kulelerinde yaşayan bu zalimlere? Bir köyü silmesi böyle kolay mı?”

YENİLECEK PEYNİR DEĞİLİZ

Bu güzel köyün sakinlerinin nereye gidecekleriyse hâlâ belli değil. Muhtar Salih Avuntu gencecik köylü kızların su çektiği kuyunun başında verdiği ve bütün Kuyulu halkının katıldığı demeçte, daha önceden haber verilmediği için kızgın olduğunu belirtti ve şöyle devam etti: “Hatırlarım, 60’ların sonunda dünya yavru gezegene mavi boncuk dağıtıyordu. Beyaz giysili adamlar arabalarıyla geldi, bir somun ekmeği, taş örneğini esirgemedik. Şimdi ne oldu da bize cephe aldılar? Buradan sözüm yetkililere; Kuyulu köyünün kimseye bir zararı yoktur. Bu uydu hepimizin.” Gitmeden önce Zülfikar dedeye son bir kez mikrofon uzatıyoruz. “İşte mekik, işte kozmonot,” diyor Zülfikar dede gökyüzünü göstererek, “Ya uçarsın, ya düşersin. Baktın olmaz, vazgeçersin. Zordur almak bizden su örneğini.” NASA, Kuyulu köyüne gün içerisinde bombalar ve ölüm yağdıracak.

NHA - AY

Reblogged: normaldiyaofis

3.10.2009

Unuttuğumuz, gözümüzden kaçan, Atatürk Panosu’nda görmek istediğiniz birisi mi var? O halde email atın, o da sayfadaki yerini alsın! Haydi, şimdi gönderin! Atatürkçü Düşünce Derneği Ülkemiz üzerinde hain planlar yapan dış mihraklar Tumblr’ı kapattırmadan gönderin!

…Yaşasın Cumhuriyet!

26.7.2009

MÜZİK...MAGAZİN...MÜZİK...MAGAZİN...

***Beyaz fon önünde tungsten modda çekilmiş yirmi sekizinci müzik klibi ekranlarda dönmeye başlayan Nil Karaibrahimgil sosyal sorumluluk projelerinden de geri kalmıyor. Geçtiğimiz günlerde İngiltere’den getirttiği midillisi üzerinde Cihangir sokaklarını turlayan çılgın sanatçı, yolda etrafını çevreleyen stajyer reklamcı gençlerin başını okşadı, onları sevdi. Gençlerin bazılarının ayakları zincirli, tepkisiz halleri karşısında üzüntüsünü saklayamayan cici güzel, “Ya sonuçta deneyim kazanıyorlar. Her şey para değil” diyerek önlerine su ve yem koydu. Sanatçı ve midillisi beraber kahkahalar atarak gecenin karanlığında kayboldular. ***

***Dizzee Rascal’ın olay yaratan yeni parçası Bonkers’da yer alan “Zvoyn Zvoyn” ritminin Ajda Pekkan’ın seslendirdiği Son Yolcu şarkısının melodisi ile aynı olduğunu iddia eden bir dinleyici hukuk savaşı başlattı. Israrcı müziksever “Şarkının kimini sevgi / kimini nefret / kimini hasret alır ya kısmını hızlıca RA-RA-RA-RA-RA şeklinde söylediğimde hiç şüphem kalmadı. Fakat kimseyi inandıramıyorum. Yılmayacağım. Belgelerle ispatlayacağım. Ajda Pekkan’ı çok seviyorum. RA-RA-RA-RA-RAA” şeklinde konuştu.***

***Orijinal haliyle zaten gayet iyi olan çeşitli şarkıları boğazdan gelen mıymıyfısıltı bir tonda dudaklarını büzerek yeniden yorumlayan kişilerin tamamının aynı kadın olduğu ortaya çıktı. Tutuklu yargılanan yorumcu mahkemedeki ifadesinde prodüktör sevgilisinin bir gün kendisine “Mmm. Böyle çok seksi oldu. Fransız gibi” demesi üzerine bu yola düştüğünü belirtince mahkeme kadının beraatine ve prodüktörün idamına karar verdi. İnfaz sonrası gtalk’tan ulaştığımız Normaldiya Adalet Bakanlığı sözcüsü “Geberdi pezevenk” demekle yetindi.***

13.4.2009
10.4.2009

AYŞE'M AYŞE'M AYŞEEE'M


Geçen hafta elime bir reklam kataloğu geçiyor. İçindeki fotoğraflara bakakalıyorum. Fotoğrafların birinde alevler içinde yanan bir kız, poposundan kanlar fışkıran bir oyuncak tavşanın elinden blu cean‘ini kurtarmaya çalışıyor. Bir dakika ya, oluyorum. Kim çekmiş bu seksi fotoğrafları? Lensin arkasındaki o karanlık zihni merak etmeye başlıyorum. Kataloğun arkasında gene o ismi görüyorum: Şimşir Bakraç. Bir hafta sonra, expat’ların arabalarını bırakıp koşarak terk ettiği tarifsiz cennetimden, şu an okuduğunuz röportajı yapmak için uçakla dönerken aklımda belirli sorular dönüp duruyor. Neden, neden, neden?
Röportaj için evine gittiğimde exsprexsso‘mu kovboy çizmesinde servis ettiğini görünce bambaşka bir adamla karşı karşıya olduğumu anlıyorum. Önümde duran 34 numara çizmeye bakarak “Bu ilginçlik bana mı?” diyorum. “Hayır canım, ben böyle yaşıyorum. Duble isteseydin diğer tekini de getirecektim” diyor ve kendine özgü kahkahasını atıyor. Gülüyoruz. Öncelikle adam çok komik. Akıllı. Ne istediğini biliyor. Biraz aksi, biraz kaçık… Ama bunu öyle bir tatlılıkla yapıyor ki röflelerinizi yolacak gibi oluyorsunuz. Yaptığım hiç bir röportaja, tanıdığım hiç bir adama benzemiyordu. Bakalım siz de benim gibi hayran olacak mısınız?

MERHABA DÜNYA MERHABA

“GÜZEL BİR KIZ BULMALIYIM”

Öncelikle.. Senin için internette deli/dahi diyorlar. Doğru mu?

Buna nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum, kendimi anlatmayı pek sevmem. Kuyruğunu sanata doğru sallamaktan hoşlanan bir şeytan olduğumu söyleyebilirim ama. Günün sonunda sadece fotoğraf çekmeyi seven sıcak bir pilicim.

Biraz başa alıyoruz: Nasıl başladı bu serüven?

Şimşir’in serüveni… Güzel soru. Kendimi bildim bileli rakınrol bir çocuktum. Kimsenin dediğini yapmazdım. 11 yaşındayken elime bir yerden eski bir Zenit makina geçti. Hani filmlerde oluyor ya, birden arkadan bir müzik çalmaya başlar. Makinayı elime aldığımda aynen böyle hissettim. “Biri,” dedim “bir güç, fotoğraf çekmemi istiyor. Şimdi güzel bir kız bulmalıyım.”

Buldun mu?

Buna cevap vermek istemem, karakterimde yok… Bir günüm onlarsız geçmiyor.

Karanlık bir hayalgücün var. Tecavüze uğrayan tavuk.. Kana bulanmış Serap Ezgü. Bunların hepsi portfolyonda olan şeyler. Allahaşkına, nerden aklına geliyor bunlar?

Ben fotoğrafta resimselliğe inanıyorum. İnsan aklı nemli bir zindan. Ne zaman rezalet bir metafor çıkacak, ne zaman karanlık bir fotoğraf… Bilinmez ki? Ve inan bana, fotoğrafın geleceği bu bahsettiğim resimsellik. Bak söylüyorum: On sene içinde yeryüzünde doğru düzgün fotoğraf diye bir şey kalmayacak. Sevindirici! Ustaları korkutmak istemem ama durum bu. İşin komiği de şu: Niyeyse bununla yüzleşmek istemiyor kimse. Şu an bu bayrağı taşıyan benim bildiğim bir ben varım, bir de 14 yaşında, canı sıkılmış İskandinav gençler. Öyle manidar ki. Bundan çıkarılacak mesajlar var ama anlamıyorlar. Anlayacaklar. Bir gün. Buna inanıyorum.

Ne yani, fotoğraf sanatını yıkacağını mı söylüyorsun Şimşir? Bu gördüklerimiz daha başlangıç mı? Bir çok ünlü fotoğrafçı senin fotoğraflarının yapay, kompozisyonlarının zayıf olduğunu filan söylüyorlar. Katıldığımdan değil tabii ki. Hatta bir tanesi demiş ki: “Biri bu çocuğu Allahın aşkına durdursun. Aynı fotoğrafı çekip duruyor.”

Her gün en az beş teklif aldığım gofret firmaları aynı şeyi düşünmüyor ama. Ya, onu kimin dediğini biliyorum. Ustamı kıracak, kendisine saygısızlık edecek değilim. Asiyim, duvarları yıkmaktan hoşlanıyorum diye hadsizlik etmem. Önünde eğilmesini bilirim yani.. Yalnız o bunak herif de çok konuşmasın, onu paket yaparım. Evde şirin baba gibi taytla gezdiğini hepimiz biliyoruz. Büyük Siyah Şimşir onu affetmeyecek. Beyaz adam gerçek yeteneği, son Doisneau fotoğrafı yandığında, son iyi sergi yıkıldığında anlayacak. Beyaz adam nankör ve rakınroldan anlamıyor.

Felsefen bu mu? 1996’den beri kızılderili referansı duymamıştım. Harikasın. Peki bu eleştiriler sana ne kadar değiyor?

Ben lensin arkasına geçtiğimde şov durur. Sesler durur. Orada sadece ben ve bir kova yapay kan vardır artık. Kimi zaman da, eğer şanslıysak, memelerini açmış yalvaran bir palyaço. (Burada izin isteyip not defterine bir şeyler karalıyor.) Bundan gerçek bir Şimşir Bakraç karesi çıkarmanın savaşını vermeyi seviyorum. Bunların bana değmesine izin versem çalışamam. Sana söylemiştim.. Bu, benim. ORKESTRA! MAESTRO! DAVULLAR ÇATLASIN! Böyle bir şey.

MAESTRO!

Tolga Karel’den Hakan Peker’e, Nez’den Tuğba Özay’a kadar Türk sanat dünyasına şekil veren isimleri daha önce hiç görülmedikleri pozlarda çektin. Modellerinle aran nasıl?

Benim frekansımda, kafamdaki resmin onda birini bile olsa görebilen, anlayabilen biriyse karşılıklı bir atışmaya dönüyor bütün çekim. İşte o zaman benden mutlusu yok. Tolga Karel’i bir gorille güreştirdiğimiz o meşhur çekim mesela. Tolga vizyonumu yakalamasaydı bu kadar harika olamazdı. O gorille bir başkalaşım geçirdiklerine şahit oldum: Birbirlerine gerçekten kızdılar, çamura bulandılar. Kareler çıktıktan sonra ise şakalaşan iki dosttular. Bu tarz bir etkileşimden bahsediyorum.

Pekiii. En önemli soru: Seks?

Özelime kimseyi sokmak istemem. Sonuçta insanların bakıp gördüğü ben değil, fotoğraflarım olsun istiyorum. Bu konuda konuşmak benim için bir hakaret. Bedensellik ise: Benim için çerez. Telefon defterim: Dolu. Layer’lar arasında gidip gelen sepia tonları. Siyah renk, kızılın üstünde gidip geliyor. Bu tatlı günahı canhıraş yaşıyorum.

Seks mi fotoğraf mı?

Seks, fotoğraf. (Burada gülümseyerek artık imzası haline gelmiş jestini yapıyor, ellerini bir kadraj şekline sokup “KLİK!” diye bağırıyor.)

Bir gün artık fotoğraf çekemem diye korkmuyor musun? O insanı nefessiz bırakan kareler artık senden çıkmayı bırakırsa bir B planın var mı?

Ben zaten C planında yaşıyorum. Sanatım da hayatım gibi yangın merdiveninde geçiyor. İnsanların girmeye korktuğu o acil çıkışlarda bir grup ruhuz aslında. Hepsinden bir kaç basamak üstte olmanın haklı gururunu ve yalnızlığını yaşıyorum. Evimi görüyorsun işte. Her zaman yan yol, son çıkış, farklı bir şerit. Bu kadar!

Kafasıyla işaret ettiği geniş odada koyu kırmızı bir IKEA koltuk, masa ve duvarda bir doldurulmuş geyik kafası var. Bu sarışın şeytanın ne demek istediğini o an çok iyi anlıyorum. Yargılasalar da, kınasalar da bu adam farklı. Röportajı sonlandırmadan ve ben o deli dolu mahzenden çıkmadan önce, bana burada adını veremeyeceğim yeni ve dinamik bir dergi için çektiği, henüz kimsenin görmediği fotoğraflarını gösteriyor. Şimşir Bakraç, dergi için Türkiye’nin en ünlü, en yetkin yazarlarından Tuna Kiremitçi‘yi çırılçıplak çekmiş. “Bu bir ilk” diyor bana kareleri açıklarken gülerek. “Tuna bayıldığım bir dostum. Umarım bu pozlardan sonra o da pornocu muamelesi görüyorum diye yakınmaya başlamaz. Bir model olarak çok değerli çünkü benim için.” diye de ekliyor. Bir ay sonra raflarda göreceğiniz fotoğraflardan birinde Kiremitçi kucağında en yakın dostu gitarıyla yeşil sümükler içinde horon tepiyor. Ağzım açık, bakakalıyorum. Vahşi bir güzellikle karşı karşıyayım. Bir türlü çözmeyi beceremediğim ama tam manasıyla hayran olduğum bu deli, uzaylı, antenli sanatçıyı en iyi açıklayan tamlamayı ise, dönüş yolunda her zaman yaptığım gibi yabancı dergi okurken bir başlıkta görüyorum: FOTOGRAPHERS STRIKE IN UNITED KINDO.

Fire Down Below!

Reblogged: normaldiyaofis

9.4.2009

AGU!

11.2.2009


Granitten Yaptım, Al! (You Got Served IV) İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın başrol oyunculuğunu yaptığı bu sımsıcak ve gerilim dolu filmi izlerken hop oturup hop kalkacaksınız. Ailesiyle çıktığı piknikte Tahir (Topbaş), daldan yaptığı kaval bozması ilkel enstrümanı çalarak Karacaahmet’teki ölüleri ayağa kaldırır. “Hak hukuk adalet, yaşasın hortlak hareket” sloganlarıyla Taksim Meydanı’na ellerinde dövizlerle yürüyen zombiler bir bildiri okur (“Ne istiyoruz?” “Beyin!” “Ne zaman?” “Şimdi!”) ve İstiklal Marşı’nı okuyarak olaysız bir şekilde dağılır. (1985, Romantik Komedi)

Bugün 10:57

Yerel Seçimlerde Kahkaha Tufanı

Cicigrad, MAL - Normaldiya Dini İstismar Partisi (NDİP), yerel seçim adaylarını bugün açıkladı. Başkent Cicigrad’da kırk beş dönemdir belediye başkanlığını sürdüren Rıza Akşit, partiden yine aday gösterildi. “Sıkı” bir posterle “genç ahbapların” gönlünü kazanmayı hedeflediğini söyleyen Akşit, süper güçleri sorulduğunda sessizliği ve gizemli bir gülümsemeyi tercih etti. Akşit’e muhalefet partisinden yanıt gecikmedi: “Akşit’in gücü çabucak hortumlayıp kaçmaktır! İktidarın kriptoniti olacağız!” Bu laftan sonra ellerini açarak kameraya doğru yüzünü “Ne desem bilemedim” şeklinde buruşturan Normaldiya Muhalefet Partisi Genel Başkanı’na teypten kahkaha efekti ve alkışlar çalındı.

30.1.2009

Kötü ses düzeni mi, yoksa o mağaramsı stüdyolar yankı yaptığı için mi, her nedense ulusalcı kanallarda çok bağırılıyor. Nereden baksan beş kademe fazla volüm var. Bu kadar çok bağırmanın sebebi belki başbakanın tespit ettiği gibi  “suçluluk psikoloşiji”dir. Yüce vatanımızın, Atatürk devrimlerinin, birlik ve bütünlüğümüzün teminatı ulusalcılara sesleniyoruz: Van minüt. Van minüt.

15.12.2008
Haftasonu Ne Yapmalı?

Haftasonu Ne Yapmalı?

14.12.2008

Normaldiya’da sıcak gelişmeler… Çok yakında:

  • Tembellikten tam sayfa değil, kupon gibi taksit taksit gazete çıkaran ahlaksız yayın grubunu ifşa eden ŞOK belgeler!
  • Fatih Altaylı’yı Ciner Medya’dan astronomik transfer ücretiyle iki header’lı fakirhanesine transfer eden sevimli medya devi KİM?

(Retorik olmayan bir soru: Fatih Altaylı’yı bu saatten sonra gazetesinde isteyen, gerçekten, HANGİ MANYAK olabilir?)

13.12.2008

Αλέξης Γρηγορόπουλος

“It’s this way:
being captured is beside the point,
the point is not to surrender.”

It’s This Way, Nazım Hikmet

8.12.2008
“This bayram is the bayram. And it’s going to happen again and again.”

“This bayram is the bayram. And it’s going to happen again and again.”

Comments
Themed by Hunson. Originally by Josh. TCK, Normaldiya toprakları içerisinde geçerli değildir.